Ocak da bitti…

By | Şubat 4, 2012

Eskiden maaşlı çalışırdım, ay sonu gelsin de maaşımızı alalım diye beklerdik, ay sonu gelmez olurdu. Şimdi durum bambaşka, gözümü kapamışım bi açmışım ay sonu gelmiş.. Zaman ne çabuk geçiyor. Her ay başında yapılmayı bekleyen bir ton ödeme, teslim edilmesi gereken bir çok proje olduğundan, zaman su gibi akıp geçiyor. Sadece aylar değil haftalar da aynı hızda akıp geçiyor.

 

Şirket işlerine bulaştıkça buraya bile yazamaz oldum. Arabamla ilgilenemez oldum. Bir zamanlar sürekli vosvos’umla ilgili birşeyler yapardım burada sizlerle paylaşırdım. Şimdi işle güçle uğraşmaktan, en son arabamı çıkarıp ne zaman gezdiğimi bile hatırlamıyorum. Zaten prensip gereği, yağışlı havalarda arabamı çıkarmıyorum çürümesin diye 😛 Bu da ayrı bir bahane oluyor kendime 🙂

 

Zaten yazılarımın sıklığına dikkat ederseniz, en çok yazıyı maaşlı çalıştığım zamanlarda yazmışım. kafa rahat, işten çıktığında hiç birşey düşünmüyorsun. Canın sıkılıyor oturup birşeyler yazıyorsun. Ama şimdi olaylar bambaşka, ofisten zaten gece geç vakitlerde çıkıyorum. İnsan kendi işi olduğu zaman mesainin bile nasıl geçtiğini anlamıyor. Bir bakmışım saat 11 olmuş. Birazdan çıkarım herhalde demişim, bi bakmışım saat 2 olmuş 🙂

Bir de eve gidince kafa rahat olmuyor, hala onu atlatamadım. Eve gittiğinde, dışarda gezdiğinde, kafada hala projeler, yapılması gereken ödemeler, ödemesini yapmamış müşteriler, hep kafayı kurcalıyor.

 

Ama işin en güzel kısmı da, kendine çalışıyor olman. Bu kadar uğraşı hiç bir para bana yaptıramaz 🙂 Şuan belki de ay sonunda tüm masraflar çıktıktan sonra elime kalan para, maaşlı bir işte çalıştığım zaman kalan paradan çok daha az. Ama inanın hiç koymuyor. Daha çok çalışıp daha az kazanmak bile koymuyor. Çünkü başkasını zengin etmek için uğraşmıyorum. Kendime çalışıyorum….

 

Maaşlı çalışmanın da avantajları var tabi. Bazen bende oturup hala düşünüyorum acaba hiç girişmesemiydim kendi şirketimi kurmaya. Bazen de iyi ki kurmuşum diyorum. İşe istediğim saatte gidiyorum, istediğim saatte çıkıyorum. Bazen gitmiyorum. Bazen ofiste sabahlıyorum. Kendi ofisin, patron sensin, sigranı içiyorsun, içkini içiyorsun müziğini dinliyorsun, yorulduğunda armut koltuğua oturup ayaklarını uzatıyorsun.. İstediğin gibi giyiniyorsuni istediğin zaman traş oluyorsun.

 

Kendi işini kurmayı düşünen arkadaşlara bir tavsiye, sermaye olmadan girmeyin 🙂 Yoksa benim gibi yaptığınız işlerden kazandığınız bütün parayı, ofisin dekoruna, tadilatına, ekipmanına ödersiniz. Belinizi doğrultmanız çok daha uzun sürer. Ofisi açalı şuan itibariyle 5 ay oldu. Halen daha el değmemiş odalar var 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir